BKI ve Meme Kanseri İlişkisi

BKI'nizin 25 ve altı olması meme kanserine yakalanma riskinizi azaltması açısından önemlidir.
Seattle’daki Fred Hutchinson Kanser Araştırma Merkezi’nde Kanser Önleme Programı tarafından;
50-79 yaş arası 67,142 post menopozal kadın üzerinde ortalama 13 yıl süren bir araştırmaya göre;
BKI (beden kitle indeksi)’si 35 ve üzeri olanlar normal kilolu bireylerle karşılaştırıldığında (BKI’si 25’in altı olmalı) meme kanserinin herhangi bir türünün görülme olasılığının %56 daha fazla olduğu saptanmıştır.

En obez kadınlar normal kilolu kadınlarla karşılaştırıldığında meme tümörü tanısı %86 daha fazla bulunmuştur. Bu meme tümörleri östrojen ve progesteron hormonu ile doludur. Östrojen ve progesteron reseptörlerinin pozitif olması meme kanserinin en yaygın biçimidir.
Menapozdan sonra hormon replasman tedavisi meme kanseri ve kilo arasındaki ilişkiyi değiştirmemektedir.
Normal kilolu olupta ağırlığının %5’inden fazla almak da meme kanseri riskini %35 oranında arttırmaktadır. Çalışmaya göre zaten kilolu ve obez olan kadınların kilo kaybetme oranları artan meme kanseri riskini azaltmamaktadır.
 

Pestisit ve Sperm Sayısı

 

Harvard Halk Sağlığı Okulu Araştırmacıları Tarafından Yürütülen The Earth çalışmasında;

Günde 1,5 porsiyon yüksek pestisit (tarım ilacı) içeriğine sahip sebze ve meyve alan erkekler , yüksek pestisit içeriğine sahip besinleri günde yarım porsiyonun altına yiyen erkekler ile karşılaştırıldığında; sperm sayıları %49 daha düşük ve normal sperm yüzdeleri %32 daha düşük bulunmuştur.

Pestisit kalıntısı düşük veya orta olan besinler: Bezelye, fasülye, greyfurt, soğan
Yüksek pestisit bulunan besinler: Biber, ıspanak, çilek, elma, armut

Beslenmenin renkli ve çeşitli olması ve 5 porsiyon sebze-meyve tüketimi sağlıklı beslenme önerileri içinde olduğundan pestisit içeriği yüksek besinlerin organik olanları tercih edilebilir.

Yürüyüş ve Meme Kanseri

 

Gillings Küresel Halk Sağlığı Okulu bilim adamları tarafından Chapel Hill'deki North Carolina Üniversitesi'nde 2609 kadın katılımcı üzerinde yapılan bir çalışmada yürüyüş gibi orta düzeyde egzersiz yapmış kadınlarda meme kanseri gelişme riski %30 daha az olarak saptanmıştır.

Amerikan Kanser Derneği 2.Kanser Önleme Beslenme Kohort Çalışması ise 73,631 post menopozal kadın üzerinde yapılmış ve günde 1 saat yürüyen kadınlarda hiç egzersiz yapmayanlar karşılaştırıldığında meme kanseri görülme riskleri %14 daha düşük olduğu bulunmuştur.

Egzersiz sonrasında salınan irisin hormonu kötü huylu kanser hücrelerinin yayılması ve çoğalmasını engelliyor.

Yürüyüş ve Obezite Kaynaklı Ölüm Riski

 Amerikan Klinik Beslenme Dergisi Mart 2015'de yayınlanan 334,191 Avrupalı üzerinde 12 yıl süren çalışmada fiziksel aktivite, obezite ve ölüm riskine bakılmış ve sonuç olarak günlük 20 dk'lık bir egzersizin ölüm riskini %16-30 arasında azalttığı saptanmıştır.
 

Şitake Mantar Tüketimi ve Bağışıklık Sistemi

 Florida Üniversitesi’nde yapılan çalışmada; 4 hafta boyunca her gün pişmiş shiitake mantarı tüketilmesi bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Küresel olarak bulunan binlerce mantar türünden sadece yaklaşık 20 tanesi mutfakta kullanılıyor. Shiitake (şitake) mantarları Asya’ya özgüdür, mutfak ve tıbbi değerleri için yetiştirilmektedir.

2011 yılında 52 sağlıklı yetişkin üzerinde yapılan çalışmada katılımcılara 4 haftalık kuru shiitake mantarı verilmiş. Mantarlar evde temizlenip, pişirilmiş ve deney süresi boyunca her gün yaklaşık 113 g ( 4 ons ) kadar yenmiş. Deney öncesi ve sonrası kan testlerinde araştırmacılar gamma delta T hücrelerinin daha iyi fonksiyon gösterdiğini ve inflamatuar proteinlerde azalma olduğunu saptamışlar, bunlarda bağışıklık sistemi için faydalı değişiklikler olarak görülmüştür.

Mantar tüketmek bağışıklık sistemini arttırdığı gibi bağışıklık sisteminin ürettiği inflamasyonu (yangı, iltihaplanma) da azaltmıştır.
Çalışmada katılımcıların vegan ya da vejetaryen olmaması ve çalışmadan önce çay içmemesi, antioksidan tablet veya probiyotik almamış olmalarına dikkat edilmiştir. Çalışma esnasında da haftalık 14 bardaktan fazla alkollü içecek alınmaması ve günlük 7 porsiyondan fazla sebze, meyve yenmemesi istenmiştir.

Bunların nedeni lif, çay ve probiyotiklerin vücudun bağışıklık sistemine yardım etmelerinden kaynaklanmaktadır. Araştırmacılar çalışmaya zaten güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olan bireylerle başlamak istememişlerdir. Ve ek olarak belirtilen alkol alımının bağışıklık sistemini baskılayacağı düşünülmüştür.
 

D vitamini ve Astım Atakları

 Astım hava yollarında aşırı mukus salgılanmasına ve ödeme sebep olan, hava yolunu daraltan bir hastalıktır. Bilinen bir tedavisi bulunmamakla birlikte ilaç ve çeşitli alerjenler ya da tetikleyicilerden kaçınarak kontrol altına alınabilmektedir. Diğer bir yöntem ise D vitamini seviyelerine baktırmaktır. D vitamini önemli ölçüde bağışıklığı düzenleyici etkilere sahip olduğundan astım atakları ile mücadelede etkili olduğu sonucuna varılmıştır. 2008-2012 yılları arasında 307,900 kişinin D vitamini seviyelerine bakılmıştır. Astımı tetikleyen obezite, sigara içmek ya da diğer kronik hastalıklar da göz önüne alınmıştır. D vitamini seviyeleri düşük olan 21.000 astım hastası , diğer astım hastaları ile kıyaslandığında geçmişte en az 1 kere astım atağı geçirme oranı %25 daha fazla olduğu saptanmıştır. D vitamini eksik astım hastaları astım ataklarına karşı daha büyük risk altındadır. İnsan vücudundaki D vitaminin çoğu güneşten gelsede güneşe aşırı maruziyetide önlemek için balık, yumurta, zenginleştirilmiş süt ve besin desteklerinden almakta fayda vardır. Varolan astım ilaçları ile tedavi olamayan bireylerin D vitamini seviyelerine baktırmalarında fayda vardır.   

Çay ve turunçgil tüketimi ile yumurtalık kanseri

 3 yıldan fazladır, 25-55 yaş arası  171,940 kadın üzerinde yapılan bir çalışmada; flavonollerden (çay, kırmızı şarap, elma, üzümde bulunur) ve flavanonlerden (turunçgiller ve bunların sularında bulunur) zengin beslenen kadınların epitelyal yumurtalık kanseri oluşum riskleri daha düşük bulunmuştur. Yumurtalık kanseri kadınlarda ölüm sebebi olarak 5.sıradadır. Bu bileşiklerin diyetle alınmaları hastalık riskini azaltıcı etkiye sahiptir sonucuna varılmıştır. Günlük 2 fincan siyah çay tüketimi de %31 oranında daha düşük hastalığa yakalanma riski ile ilişkilendirilmiştir. 

Karbonhidrat alımı ve diş çürüğü oluşum riski

 Illinois Üniversitesi Chicago Diş Hekimliği Koleji’nde yapılan çalışmaya göre :

Şekerli tahıllar , gevrekler rafine şeker ve nişastayı bir arada barındırırlar . Bu karbonhidratlar birlikte tüketildiğinde diş yüzeylerindeki plaklardaki bakteriler asit üretir bu sebeple kuru yenildiklerinde diş çürümelerine neden olabilirler ancak hemen arkasından süt içilirse plak asit düzeyleri azalır ve diş çürüklerine neden olan diş minesi zarar görmez . Meyve suları da sağlıklı gıda seçenekleri olarak görülür ancak eklenmiş şekerler diş sağlığı açısından olumsuzdur . Süt diş mineralizasyonunu teşvik eden ve plak oluşumunu önleyerek diş çürüklerine karşı savaşan fonksiyonel bir besindir .

Şeker eklenmiş bir kahvaltılık gevreğin sütle hazırlanması ardından meyve suyu içilmesi de yüksek derecede çürük oluşuma elverişli bir ortam yaratır . En son tüketilen besin plak PH ı üzerinde en fazla etkiye sahiptir . Şekerli bir besin ardından peynir tüketmek asit üretimini azaltır .

Çalışmalar günlük 4 sefer karbonhidrat tüketiminin veya kişi başı günlük 60 gram üstünde karbonhidrat alımının diş çürük oluşum riskini arttırdığını göstermekte .
 

Kahvaltı ve Kalp Krizine yakalanma riski

 Harvard Halk Sağlığı Okulu’nda yapılan yeni bir çalışmaya göre ;

Düzenli olarak kahvaltıyı atlayan erkeklerde %27 daha fazla kalp krizine yakalanma ve koroner kalp hastalığından ölme riski var . Kahvaltı öğününü atlayanlar günün ilerleyen saatlerinde daha fazla aç olup gece daha fazla yemek tüketirler bu da metabolik değişikliklere ve kalp hastalığına yol açabilir .
 

Sağlıklı bir diyet ve depresyon ilişkisi

 Doğu Finlandiya Üniversitesi’nde yapılan çalışmaya göre ;

Sağlıklı bir diyet ağır depresyon riskini azaltabilir ve 3 yıl süren yaşam tarzı müdahalesi kapsamındaki kilo kaybı depresif semptomlarda bir azalma ile ilişkilidir . Sebzeler , meyveler , berrieler , tam tahıllar , kümes hayvanları , balık , az yağlı peynir ile karakterize sağlıklı bir diyet depresif belirtilerde daha düşük bir yaygınlık ve takip eden dönemde daha düşük depresyon riski ile ilişkili bulunmuş . Folat alımının artması da depresyon riskinde azalmayla sonuçlanmış . Sebzeler , meyveler , berrieler , tam tahıllar , et ve karaciğer folatın önemli diyet kaynaklarıdır . Abur cuburlar , şeker ve işlenmiş etler depresif semptomları arttırabilir . 

Fıstık Ezmesi ve Meme Kanseri

 Meme Kanseri Araştırma ve Tedavi Dergisi’nde yayınlanan St Louis Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi ‘nde Dr.Graham Colditz ve arkadaşları tarafından yapılan bir çalışmada ;

9-15 yaş arası kızlarda haftada 2 kez fıstık ezmesi ve fındık tüketimi 30’lu yaşlarda iyi huylu meme hastalığı oluşumu hiç tüketmeyenlere kıyasla % 39 daha az bulunmuştur . Ailesinde meme kanseri öyküsü olanlarda bu besinler veya bitkisel yağ tüketilmesi daha düşük risk ile ilişkili .

İyi huylu meme hastalığı : fibröz doku veya kistler içerir. İleri yaşlarda meme kanseri oluşum riskini arttırabilir .
 

Akdeniz Diyeti ve Kalp Hastalığı Riski

 Endokrin Derneği'nin Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi 'nde ( JCEM ) yayınlanmak üzere 55-80 yaş arası yüksek kalp hastalığı riski taşıyan erkeklerde iki yıl süren bir çalışmada zeytinyağından zengin Akdeniz diyetiyle beslenenlerin serum osteokalsin konsentrasyonlarında artış gözlemlenmiş ve bunun kemik sağlığı üzerinde bir koruyucu etkisi olduğu saptanmış. 

Kakao Tüketimi ve Hafıza Kaybı

 Amerikan Kalp Derneği'nin Hipertansiyon Dergisi 'nde yayınlanan , hafif kognitif bozuklukları olan yaşlılar üzerinde yapılan yeni bir araştırmaya göre kalori kontrollü ve dengeli bir diyetle birlikte günlük kakao flavanollerinin tüketiminin ( süt bazlı kakao flavanol içeceği içirilmiş ) hafıza kaybı , demans ve Alzheimer hastalığı gibi kognitif bozuklukları iyileştirebileceğini göstermiş .

Flavonoller ( Antioksidanlar ) çayda , üzümde , kırmızı şarapta , kakao ve ürünlerinde  ,elmada bulunur .

Diyet ve Pankreas Kanseri

 Yapılan bir çalışmaya göre diyetle antioksidanlardan C , E vitamini ve selenyum alımının arttıtrılması pankreas kanserine yakalanma riskini 3 te 2 azaltıyor .

C vitamini kaynakları : Kuşburnu , kırmızı biber , yeşil sivri biber , koyu yeşil yapraklı sebzeler , portakal , limon gibi turunçgiller , domates , patates , mango , maydanoz , roka , çilek ...
Selenyum kaynakları : Balık ve deniz ürünleri , süt ürünleri , soya fasülyesi , etler , yumurta , tahıllar , soğan , sarımsak  ....

Diyet ve Menapoz

 Kadın sağlığı üzerine yapılan bir çalışmada düşük yağlı , sebze ve meyveden zengin bir diyet uygulayarak kilo kaybeden kadınlar da menopozun getirdiği gece terlemeleri ve sıcak basması semptomlarının azaldığı ve ortadan kalktığı görülmüştür. 

Obezite ve D vitamini Eksikliği

 Drexel Üniversitesi Halk Sağlığı Okulunda yapılan bir çalışmada obezitenin D vitamini eksikliği ile birleştiğinde diyabet oluşumu için büyük bir risk faktörü olduğu ortaya konmuştur. 

E vitamini ve Karaciğer Kanseri

 Yapılan yeni bir araştırmaya göre diyetle veya vitamin takviyeleri ile yüksek miktarda E vitamini tüketimi karaciğer kanseri riskini azaltmaya yardımcı olduğu sonucuna varılmıştır.
E vitamini nelerde mi var : Yağlı tohumlar ( susam , ceviz , fındık vb. ) , bitkisel yağlar    ( soya , mısırözü , ayçiçek vb. )  , tahıl taneleri , kurubaklagiller , yeşil yapraklı sebzeler , avakado , kivi , zeytin , mısır..

Domatesten zengin diyet göğüs kanseri riskini azaltıyor

 Bilindiği gibi menapoz sonrası dönemdeki kadınların beden kitle indeksleri arttıkça göğüs kanserine yakalanma riskleri daha yüksek . Klinik endokrinoloji ve metabolizma dergisinde yayınlanan bir çalışmaya göre 10 hafta süren domatesten zengin bir diyet ile bu risk azaltılabilir .

Domatesten zengin diyetle yağ ve kan şeker seviyelerini düzenleyen bir hormon olan adiponektin seviyelerinde % 9 luk bir artış gözlenmiş . Düşük adiponektin seviyeleri obezite ve insülin direnci riskinin artışı ile ilgilidir .

Domatesten zengin bir diyet yapılan diğer çalışmalarda ise inme , felç riskini azaltmaya ,soya bazlı ürünler ve domatesin birlikte tüketildiği bir diyette ise prostat kanser riskini azaltmaya yardımcıdır.

Likopen domates , pembe greyfurt , karpuz vb. kırmızı rengini veren bir antioksidandır .Likopenin taze domatesten ziyade işlenmiş domates ürünlerindeki ( salça , domates sosu , ketçap vb. ) biyoyararlılığı daha fazladır. 

Günde 1 avuç fındık daha uzun yaşam

 New England Tıp Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmada ; Haftada birden daha az fındık tüketimi ( 28 g , bir avuç dolusu ) kalp hastalığı ve kanserden ölüm riskinde % 7 azalma . Haftada bir tüketimi % 11 azalma . 2 ila 4 kez tüketimi % 13 lük azalma . 5 ila 6 kez tüketimi % 15 lik bir azalma . 7 ve üstü tüketimi ise ölüm riskinde % 20 azalma sağlamaktadır.

Fındık ( badem , fındık , çam fıstığı , pecan , macadamia , ceviz , kaju , fıstık vb. )
 

Kötü kolesterol çilek tüketimiyle azaltılabilir

Beslenme Biyokimyası Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmaya göre ; 23 sağlıklı gönüllü birey bir ay boyunca günlük 500 g çilek tüketmişler. Çalışma sonunda kolesterol %8.78 , LDL ( kötü kolesterol ) %13.72 ve trigliseridler %20.8 oranında düşmüş. HDL ( iyi kolesterol ) seviyelerinde bir değişim gözlenmemiş. Çilekle tedavi bitirildikten 15 gün sonra eski kan parametrelerine dönüş gözlenmiş. Kesin bir kanıt olmamakla birlikte çileğin içerdiği antosiyaninlerin ( kırmızı rengi veren bitkisel pigment , antioksidan özellikte ) bu etkiyi yaratmış olduğu düşünülmektedir.

Diğer çalışmalarda çilek tüketiminin ultraviole radyasyonundan koruduğu , alkolün gastrik mukoza üzerindeki zararlı etkisini azalttığı , kırmızı kan hücrelerini güçlendirdiği ve kanın antioksidan kapasitesini arttırdığı bilinmektedir.
 

Yeşil Çay Tüketimi ve Sindirim Sistemi Kanseri

Vanderbilt-Ingram Kanser Merkezi’nde orta yaş ve üstü Çinli kadınlarda yapılan bir araştırmaya göre ; düzenli yeşil çay tüketimi ( haftada en az 3 kez 6 aydan daha uzun süredir ) tüm sindirim sistemi kanserlerinin ( mide,yemek borusu ve kolorektal ) riskinde % 17 azalma göstermiştir .

Kadınlarda 2-3 bardak günlük yeşil çay tüketimi sindirim sistemi kanserinde (mide/yemek borusu ve kolorektal ) % 21 daha düşük risk ile ilişkili bulunmuştur